DOLAR

18,5889$% -0.06

EURO

18,5435% -0.13

STERLİN

21,2750£% -0.62

GRAM ALTIN

1.028,18%-0,20

ÇEYREK ALTIN

1.673,00%-0,18

BİTCOİN

374919฿%3.4445

a
Binance Üye Ol!
MXC Üye Ol!
Hakan Kolcu

Hakan Kolcu

03 Ekim 2022 Pazartesi

2022 Nobel Tıp Ödülü Sahibini Buldu

2022 Nobel Tıp Ödülü Sahibini Buldu
blank
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İsveç’in başkenti Stockholm’de bulunan Karolinska Enstitüsü’nde düzenlenen Nobel ödülleri program kapsamında Nobel Komitesi Başkanı Thomas Perlmann, Nobel Tıp Ödülü’nün kazananını açıkladı. İsveçli bilim adamı Svante Paabo, “insan evrimi” ile ilgili yaptığı çalışmalarıyla 2022 Nobel Tıp Ödülü’nün sahibi oldu. Paabo, modern insan genomu ve soyu tükenmiş olan Neandertaller ile Denisovalıları karşılaştıran ve türler arasında bir ilişki olduğunu gösteren araştırmalara öncülük etti.

Nobel Ödülleri

Nobel Ödülleri kapsamında

  1. yarın fizik,
  2. Çarşamba kimya,
  3. Perşembe edebiyat
  4. 10 Ekim’de de ekonomi
  5. Nobel Barış Ödülü Cuma günü belli olacak.

Ödül Töreni

Nobel Ödülleri kapsamında 10 Aralık’ta düzenlenecek etkinlikte 10 milyon İsveç kronu (yaklaşık 16 milyon 643 bin TL) sahiplerine teslim edilecek. Nobel Tıp Ödülü, geçtiğimiz yıl insan vücudundaki ısı ve temas reseptörlerini keşiflerinden dolayı David Julius ve Ardem Patapoutian’a verilmişti.

Devamını Oku

Mamografik Tarama ile Meme Kanserine Erken Tanı

Mamografik Tarama ile Meme Kanserine Erken Tanı
blank
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Genel cerrahi uzman doktoru tarafından yapılması gereken meme muayenesinin, genel olarak 25-40 yaşına kadar 1-3 yıl arası, 40 yaşından sonra her yıl yaptırılması tavsiye ediliyor. Muayene sıklığı, risk faktörlerinin bulunması ve memede saptanan belirtilere göre konu uzmanı doktor tarafından belirleniyor. Bayındır İçerenköy Hastanesi Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bilgen, tarama testlerinin amacının, meme kanserini erken evrede saptamak olduğunu aktardı.

Mamografik Tarama

Bilgen, “Mamografi düşük dozda X ışınıyla çekilen özel bir meme röntgen filmidir. En yaygın kullanılan radyolojik tarama testi olan mamografik tarama, meme kanserini erken evrede yakalayarak meme kanserine bağlı ölüm oranlarını azaltıyor. Mamografi erken tanıda kullanılan en önemli görüntüleme yöntemidir. Çekimi sırasında ilaç kullanılmıyor ya da herhangi bir iğne yapılmıyor. Memede muayene ile saptanamayacak kadar küçük, özellikle kanser belirteci oluşumların tespit edilmesi, ayrıca fibrokistik yapıya sahip kadınların meme ayrıntıları ve iç yapılanmasının görülebilmesi için tercih ediliyor.” değerlendirmesini yaptı.

Ultrasonografi

Meme ultrasonografisi meme yapısı yoğun olan kadınlarda kullanılan etkin bir yöntemdir. Bilgen “Meme ultrasonu, mamografide dokuların üst üste geldiği durumlarda görülemeyecek oluşumları tespit etmede etkili oluyor. Radyasyon içermediği için 45 yaş altı kadınlarda ele gelen kitle durumunda önce ultrasonografi tercih ediliyor. Gerekli olursa mamografi yapılabiliyor. Mamografi ya da klinik meme muayenesinde şüpheli bulgularda ultrasonografi ek görüş için tercih ediliyor.” ifadelerinde bulundu.

Bilgen, şunları kaydetti: “MR, radyasyon içermiyor ve vücudun doğal yapısında bulunmayan oluşumları ve farklılıkları tespit etmek için kullanılıyor. Mamografi, ultrasonografi ve elle muayene ile tespit edilemeyen odakları yüzde 20 ila yüzde 25 oranında tespit ediyor. Kanserin tekrarlayabileceğinin düşünüldüğü durumlarda yol gösterici oluyor. Bir memede kanser olduğu saptandığında, aynı memede ya da diğer memede kansere işaret eden oluşum aramak için sıklıkla kullanılıyor. Genellikle taramada ilk adım olarak kullanılmıyor. MR bazı durumlarda ultrasona destek amaçlı kullanılıyor. Ayrıca, yüksek riskli hasta grubunda mamografiye ek olarak isteniyor. Meme kanseri tedavisi sonrasında kontrol amaçlı ve ileri evre meme kanserinde kemoterapinin etkinliğini ölçmek için de kullanılıyor.”

Şüpheli Lezyonlar

Görüntüleme yöntemleriyle memede görülen şüpheli lezyonun kanser mi yoksa başka bir oluşum mu olduğunu anlamak için hücre yapısı düzeyinde (patolojik tetkik) taramalar gerekir. Bilgen “Lezyon bazen mamografi bazen ultrasonografi bazen de MR’da daha iyi görülüyor. Hangi yöntem daha iyi görüntü sağlıyorsa o yöntem eşliğinde biyopsi yapılıyor. Bazen cerrahi yöntem ile de biyopsi yapılabiliyor. Alınan örnek patoloji laboratuvarında incelenerek kanser olup olmadığı rapor ediliyor. Biyopside, patoloji uzmanının değerlendirebileceği kadar örnek almak hedefleniyor” ifadelerini kullandı.

Devamını Oku

Ordu Şehir Hastanesi Hızla Yükseliyor

Ordu Şehir Hastanesi Hızla Yükseliyor
blank
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ordu’da  2021 yılının Mart ayında başlanan 900 yataklı şehir hastanesinde çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Ordu Üniversitesi yerleşkesi içerisinde yer alan ve üniversitenin yer tahsis ettiği şehir hastanesinin tamamlanması özlemle bekleniyor.

Ordu Şehir Hastanesi

Ordu Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı ekiplerinin de ulaşım için çalışmalar gerçekleştirdiği alanda hastaneye 8 noktadan ulaşım imkanı olacak. 2023 yılının ortalarında hizmete açılması beklenen Ordu Şehir Hastanesi’nin devam eden inşaatı yaklaşık yüzde 45 tamamlandı.

blank

Ordu Şehir Hastanesi

Yapılan çalışmalar tamamlandığında, bölge insanları artık farklı illerdeki hastanelere gitmeyecek ve sağlık ihtiyaçlarını yerel çözümlerle karşılayacak.

Devamını Oku

Kovid Belirtileri Varsa Çocuk Okula Gönderilmemeli

Kovid Belirtileri Varsa Çocuk Okula Gönderilmemeli
blank
0

BEĞENDİM

ABONE OL

20 milyon öğrenci eğitime başladı. Havaların soğumasıyla farklı salgınlarla birlikte kovid’de risk oluşturmaya başlayacak. Uzmanlar KOVID 19’un sadece hafif şekilde basit bir gribal enfeksiyon halinde seyrettiği için ölümcül salgının sonuna gelindiğini belirtiyor.

Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi, Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kovidin tamamen kaybolmadığını, sadece sürü/toplum bağışıklığı ve aşılar ile artık hafif formlarda göründüğünü belirtti. Prof. Şevket Özkaya, buna rağmen bulaşıcılığı 20 artan virüsün eğitimde aksamalara ve işgücü kaybına neden olmaya devam edeceğini öngördü.

Kovid Belirtileri

Prof. Şevket Özkaya, yeni bir virüs mutasyonu olmadığı sürece sürecin toplumda soğuk algınlığı belirtileri gibi seyredeceğini, son virus varyantının bulaşıcılık katsayısının ilk salgındaki varyantlara oranla 20 kat fazla olduğunu, bunun da bir hasta çocuğun virüsü sınıftaki diğer çocuklara bir iki gün içinde bulaştırması demek olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Özkaya, “Daha önce bir sınıfta 2 öğrenci pozitif olunca sınıf kapatılıyordu. Şimdi bulaşma oranı 20 kat fazla. Bu durumda hemen hemen sınıfın tamamının enfekte olmasını bekleyebiliriz. Bu da eğitimde aksamalara neden olacak” diye konuştu. Bunun da hem ailenin iş gücü kaybı hem de virusün yeni mutasyonlara yol açma riski taşındığını belirtti. Bu yüzden ailelerin dikkatli ve sorumlu davranarak, ateş, halsizlik, öksürük gibi şikayetleri fark etmeleri durumunda çocuklarını okula göndermemelerini tavsiye etti. Durumun suistimal edilmemesi uyarısında da bulunarak, “Bir iki gün bekleyin ve şikayetleri geçince okula yollayın” dedi.

Hatırlatma Dozu

Özkaya “Eğer gençlerimiz son 1 yıl içinde hatırlatıcı dozlarını oldularsa tekrar aşı olmalarına gerek yok. Bu hastalıkta şu anki tehlike, çocuklarımızın bu virusu evdeki yaşlı büyüklerine taşıma riskidir. O yüzden gençlerimiz ve çocuklarımız eğer grip vb semptom yaşarlar ise evdeki büyüklerine mesafe kuralına uymalarına ve yaşlı kronik hastalığı olanların hatırlatıcı dozlarını olmalarını öneriyoruz” diye konuştu.

Devamını Oku

Göz Kuruluğu Hakkında

Göz Kuruluğu Hakkında
blank
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Doç. Dr. Aylin Kılıç, “Demodeks olarak bilinen göz akarları kirpik diplerinde haşlanmış pirinç gibi yapışıklıklara neden olabilir. Toplumda rastlanma oranı yüzde 10 ila 80 arasındadır. Tozlu ortamda çalışanlarda, yastık kılıfı, makyaj ve havlu hijyenine dikkat etmeyenlerde daha sık görülür. Bebek şampuanı ile kirpikleri de özenle yıkamak gerekiyor. Göz kuruluğu yaşayanların akıllarına ilk olarak demodeks gelmeli” dedi.

Kirpik diplerinde bulunabilen demodeksler göz sağlığında etkilidir. Demodekslerin tedavisi kısa süreli olabilir. Kılıç “Demodeksler halk arasında akar olarak bilinir. Tozlarda olan hatta alerji ve astım sebebi olabilecek bir hayvan türüdür. Akarlar kirpik diplerinde yaşarlar, çok küçük oldukları için onları göremeyiz ama bacak hareketlerini hissedebiliriz. Gözümüzde oluşan yağlı salgılar evdeki mitelerin besin kaynağıdır. Kirpiklerimizde yağlı salgı yapan bezeler vardır, bunlar gözyaşımızın buharlaşmaması için önemli rol oynar. Göz yüzeyimizin kaygan ve yumuşak olmasını sağlar” dedi.

Göz Sağlığı

Kirpik dibindeki mitelerin hijyenle alakası yoktur.Doç. Dr. Kılıç “Eğer miteler kirpik dibimize yapıştıysa ve bundan besleniyorlarsa bizim gözümüzde çok ideal bir gözyaşı salınımı olmuyor anlamına gelir. Bu kirpik dibi iltihabı sebebidir, kirpik dibi iltihabına blefarit denir. Tedavisi kısa sürelidir, hayat boyu gelişen yapısal bir durumdur. Aslında hijyenle ilgili değildir. Gördüğünüz en temiz, en hijyenik kişide bile mite olabilir. Tamamen kirle değil vücutta oluşan yağ ile besleniyor. Kurtulmamızın yolu da kirpiklerimizi yıkamamızdır. Mesela duş alırken kirpiklerimizi de yıkamamız lazım bunun için bebek şampuanı kullanabilirsiniz. Tek yıkamayla geçmeyecektir, gözleri düzenli şekilde yıkamak lazım.

Göz temizliği konusunda makyaj yapan kadınlar daha şanslı oluyor. Çünkü sürekli makyaj temizliği yaptıkları için kirpik dipleri de daha hijyenik oluyor. Ama bu hem iyi hem kötü bir durum. Çünkü bazı makyaj partikülleri kirpik dibinde kalabiliyor, yüzde 100 temizlenemeyebiliyor. Makyaj partikülleri yağlı salınım yapan bezleri tıkayıp yerleşebiliyor.”

Doç. Dr. Kılıç”Mitelar başı ve ayakları olan 0,1 ila 0,5 mm çapında küçük hayvanlardır. Onların ayaklarının dokundukları yerleri batma olarak hissediyoruz. Muayene sırasında miteleri mikroskopla göremiyoruz ama onun oluşturduğu klinik durumu tespit edebiliyoruz. Tipik olarak kirpik diplerinde haşlanmış pirinç gibi yapışıklıklar görüyoruz. Normal şekilde temizlendiğinde geçecek bir şey olmadığı için mutlaka uzun dönemli tedavi uyguluyoruz. Tedavi sürecinde damlalar veriyoruz, mekanik temizlik veriyoruz ama alternatif olarak teknolojiden de yararlanıyoruz. Son teknolojilerle kirpik diplerine temizlik yapıyoruz. Bu sayede hastalar daha hızlı şekilde düzelebiliyorlar. Toplumda sık rastlanma oranı yüzde 10 ila 80 arasındadır.

Tozlu ortamda çalışanlarda, yastık kılıfı, makyaj ve havlu hijyenine dikkat etmeyenlerde daha sık görüyoruz. Sadece gözü yıkamak değil kirpikleri de özenle yıkamak gerekiyor. Kirpikleri saç yıkıyormuş gibi yıkamalıyız. Özellikle bebek şampuanı göz yakmadığı için tercih edebiliriz. Göz kuruluğu yaşayan kişiler acaba bende demodeks var mı diye düşünsünler. Akıllarına ilk bu gelsin. Gözü çok kaşımamak, dokunmamak gerekiyor. Vücudumuzun orijinal yağ bezleri onların yaşam ortamıdır. Odak noktamız göz sağlığımızdır. Gözün kuru olmaması gerekiyor, kuru göz görme bozukluğuna bile yol açabilir. Kirpiklerimizi korumak için düzenli temizlemeliyiz” dedi.

Devamını Oku
blank
blank